....bir bireyin tüm yaşamı...


24/12/2009 · Kategori: olumlamalar

 


“Bir bireyin tüm yaşamı kendini doğurma sürecinden başka birşey değildir; gerçekten de, öldüğümüzde tam olarak doğmalıyız, halbuki birçoklarının trajik kaderi doğmadan ölmeleridir.” 

                                      Eric Fromm

Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : kendini dogurmak,ölümle doğmak,Eric Fromm

Şimdide


22/12/2009 · Kategori: Olgu, Dusunce, Duygu ve Tutumlar

Elliyi geçtik. Sarkan cilt, kahverengi benekler, bel çevresindeki yağlı kuşak, damar genişlemeleri, renksiz lekeler, başkalaşımlar  bolluğu ve bir zamanlar gergin, bensiz, lekesiz bedenlerimizin kaybı nedeniyle kızgınlık duyumsadığımız yaşların derinliklerindeyiz.


Benim için panik 45 yaş dolayında başladı. Herşey düşüşe, zayıflamaya, buruşmaya doğru gidiyordu. Diğer kadınlara bakıyordum, onlar da benimle aynı hızda mı yaşlanıyorlar,diye. Benden daha iyi görünen herkese ne yaptıklarını soruyordum. Bu korkutucu bozulmayı durdurabilecek ürünler ve işlemler konusunda makaleler okumaya başladım.


Ellide, panik eyleme dönüştü. Ürünler aldım, işlemler yaptırmayı planladım ve deli gibi egzersiz yapmaya başladım. Kesinlikle işe yaradı ancak bozulma süreci gene de devam etti. 57’ye kadar pratik görünen herşeyi denedim fakat başka şeyler de oldu. Birçok arkadaş yaşamı tehdit eden hastalıklarla karşılaştı. En yakın arkadaşım öldü. Ebeveynlerim eksiksiz gençliklerini kaybetmeye başladı.


Gençliğe ve güzelliğe daha az takıntılı oldum. Daha fazla ‘şimdi’de yaşamaya odaklandım. Yeni işlemlere daha kuşkucu yaklaştım. Meyve ve sebzeye dayalı diyetlere odaklandım. Ender olarak et yemeye başladım.Yeni bir gerçeklik yerleşti. Kendimi bu değişikliği yansıtan –lazer, infra red ve radyo frekans işlemlerinin etkinliğini sorgulayan- makaleler okurken buldum. Doktorların çoğu sarkan cildimizi sıkılaştırmak ve sellülitleri ortadan kaldırmak için çok az şey yaptıklarını söylüyordu.


Özel diyetler ve kilo kaybına yarayan haplar hakkındaki olumsuz makaleleri farketmeye başladım. Kendimizi incitmekten kaçınmak için antrenörlerin egzersizlerimizi azaltma öğütlerini gerçekten dinlemeye başladım. Yaşamın yeni fazına alıştım. Ve bu durum bir öncekinden çok daha rahatlık veriyor.

Obagi cilt ürünlerimden vazgeçmedim. Hala saçlarıma açık, koyu gölgeler ve parlaklıklar verdiriyorum. Dişlerim yine arasıra beyazlattırılacak ve yine düzenli olarak egzersiz yapacağım. Ancak, bel bölgemdeki yağları sevmeyi ve ellerimdeki kahverengi lekelere 57 yıldır iyi yapılan bir işin işaretleri olarak bakmayı öğrenmeye kararlıyım.

www.wellpast50.com

 

 

Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : şimdiyi yaşamak,50'yi geçmek,panik,kendini sevmek

...çocuk duruşunuzu yitirmeyin...


21/12/2009 · Kategori: olumlamalar



"Ne kadar uzun yaşarsanız yaşayın, yaşlanmayın. İçine doğduğumuz bu büyük gizem karşısında  asla meraklı çocuk duruşunuzu yitirmeyin. Yaşınız ne olursa olsun yaşlanan her insanın içinde bir hazine olduğunu bilmek önemlidir." 

Einstein


                                                                     





Yorum (0) Yorum yaz! Etiketler : her insan hazine,meraklı çocuk duruşunu korumak,Einstein

Büyüme Sanatı (4.Bölüm)


21/12/2009 · Kategori: Oneriler, Stratejiler...

SONUNDA KENDİNİZ OLABİLMENİZ İÇİN BASİT YOLLAR

Veronique Vienne

Bilme Sanatı

Büyümenin avantajlarından biri artık kimsenin size, bu kadar zeki olmanızın sizin iyiliğinize olmadığını söylememesidir. Zekanızın sizi sıkıntıya soktuğu günler geçti. Sonunda yaşdaşlarınız arasındasınız ve herkes en azından sizin kadar zeki. Böylesine iyi bir grupta erkekler aptalca davranmaya, kadınlar da artık naz yapmaya son verir. Yalnızca, bu nedenle bile yetişkinlik büyük bir eğlencedir. J.F. Kennedy’in söylediği gibi, “Beyinleri yenemezsiniz”.

Öte yandan, beyniniz kendi oyununuzda sizi daima yenmeye çalışacaktır.

Şöyle gelişir: Bir meslekdaşınızı alışılageldik şekilde  “Bugün harika görünüyorsun” diyerek selamlarsınız. Şansına, meslekdaşınınızın saçının özellikle kötü olduğu bir güne rastlamıştır ve sizin masum iltifatınız beklenmedik bir şekilde ironik gelir. Hemen seçeneklerinizi düşünürsünüz: açık yürekli bir açıklama eklersiniz, içten gülümsemede bulunursunuz ya da bu küçük gafa aldırmaz ve devam edersiniz.

Beklenmedik bir iç ses “başkalarını, karşılığında bizi övsünler diye överiz” der. Bu hoş olmayan açıklamayı silemeden önce bir iç tartışma başlar: “İyi görünme konusundaki bu takıntı nedir? Çabuk, kendini küçümseyen bir şey söyle. Öğle yemeği teklif et. Kim dediyse, “numara bile yapmak zorunda olsan samimi olmayı öğren?”

Bunu kişisel algılamayın, yalnızca zihniniz sizinle konuşuyor.

Her gün kendi fikrini özgürce söyleyen her bir kortikal hücreyle kafamızda demokratik bir süreç gerçekleşir. Beynin her köşesinden gelen elektrik itkilerine on milyon nöron ve altmış trilyon sinapsımız anında karşılık verir.

Ortak nörolojik işleyiş sırasınca – birbirlerine yaklaşarak, kesişerek, çakışarak-yolculuk yapan düşüncelerimiz birbirinden sır saklamaz. Sonuç olarak, kışkırtıcı bir iç diyalog devam eder, eder ve eder- bilsek de, bilmesek de ya da dinlemeyi seçsek de seçmesek de.

“Hiç bir şey şimdiye dek kendi düşüncelerim kadar bana yabancı ve ürkütücü değildi” diye yazmıştı, Thoreau.

Hiç bitmeyen bu beyinsel şaka özellikle gençken sinir bozucudur. Bu kendiliğinden oluşan düşüncelerin bazılarının iğneleyiciliği öz güveninizin altını oyar. Buna karşılık, zamanla bu istenmeyen ve kaçak zihinsel dipnotların saygısızlığını takdir etmeyi öğrenirsiniz.  İçsel dalkavuğunuz gibi davranan zihniniz -hiç beklemediğiniz zamanlarda  size şaka yaparak, surat asarak- en rahat varsayımlarınızı sorgulamanızda sizi güçlendirir.

Türümüz için, tekrar tekrar kendi kendini inceleme,  hayatta kalım meselesidir. Biz, yalnızca bize bahşedilenlerle evrimlenmedik. Sapiens atalarımızın mamut avlamakta, ve son buzul çağının zorluklarından sağ çıkmakta kullandıkları beyinle, modern insanlar kendilerine, fox-trot yapmayı, poker oynamayı, kopmuş parmakları takmak için lazer cerrahisi uygulamayı, Gizli Servis bilgisayar dosyalarının kodlarını hacklemeyi, buz dansında figürler yapmayı öğretti.

Dolayısıyla, bir daha asla bilgisizmişsiniz gibi davranmayın. Bir çok insan gibi siz de olasılıkla zihinsel kapasitenizi küçük görüyorsunuz. Şu andan itibaren  bildiğinizi bile bilmediğiniz şeyleri, bildiğinizi varsayın. Yeni bir problemle karşılaştığınızda başkalarından öğüt, öneri ya da ilerlemek için izin isteyeceğinize kendi aklınıza güvenin. Önce, iş için en iyi kişi olduğunuzu varsayın. Beyniniz insanlığın gelecekteki bilmecelerini çözmek için düzenlenmiştir.

ZİHNİNİZİ NASIL İŞLEK TUTABİLİRSİNİZ

Nörolojik seyri işler durumunda tutmak için tekerleği yeniden keşfetmeye ihtiyacınız yok. Ancak, yapmak zorunda olduğunuz şey, aynı eski şeyler hakkında yeni düşünme yolları oluşturmaktır. Bunu yaparak az kullanılan sinaptik yollar boyunca merkezi sinir sistemi vasıtasıyla iletilen yeni elektrik sinyalleri yaratacaksınız.

Beyin varolan nöronlar arasında yeni bağlantılar yaratarak kendini tamir eder, korur ve yeniler. İnsanların ileri yaşlara kadar yeni kortikal hücreler geliştirdiğine ilişkin yeni kanıtlar da vardır. Omuriliğimiz bile sandığımızdan daha akıllıdır. Kazara beyinden koptuğunda bazı durumlarda kendi başına istemli hareketleri başlatabildiği düşünülmektedir.

Sözcük dağarcığını genişletmek zihin geliştirmenin bir yoludur. Örneğin, köpeğe “insanın en iyi arkadaşı” diyerek bilmeden zihnimizi güçlendiririz.  Metafor ne kadar güçlüyse sinapslarımız da o kadar aktif olur. Metaforlar kullanın. Bunlar düşünme makinanız için yakıttır.

İnsanlara ucuz ürünlerden değil kategori katillerinden söz ederek ve adres yerine caddenin koordinatlarını vererek entellektüel bir duruş gösterin.  Bunu zevk için yapın - önemli görünmek için değil- ve hiç kimse, hiç bir zaman  sizin anaç, olgun, hoş, sıkıcı, köşeli, dikenli, yeri doldurulabilen, ucuz ya da tanrı korusun “seçkin” olduğunuzu düşünmeyecektir.

Öğrendiğimiz her yeni sözcük için bin zihinsel bağlantı yaratırız.

Devam edecek...

The Art of Growing up. The Simple ways to be yourself at last.


 

 


Yorum (0) Yorum yaz! Etiketler : Bilme sanatı,büyüme sanatı,beyni işlek tutmak,sinaps oluşturma,kendimiz olma yolları

Yaşlanma için Yeni bir Mantra


19/12/2009 · Kategori: Olgu, Dusunce, Duygu ve Tutumlar

Nora Ephron’un yeni kitabı “I feel bad about my neck” (Boynum yüzünden kendimi kötü hissediyorum), henüz yeni bitirdim ve bu ünlü yazarın aslında alter egom olduğunu anlamam beni şaşırttı. Eğer bu blogu okuyorsanız boynumla ilgili endişemin kaşlarımı kaybetmemle ilgili birinci endişemden sonra hemen ikinci sırada geldiğini bilirsiniz. Kitap 50’yi aşmış kadınların karşı karşıya kaldığı kayıpları…..dik göğüsler, kaşlar ve hepsinden de kötüsü sevgili arkadaşların kaybını konu ediyor.

Nora Ephron kadınların yaşlanmayla ilgili çok kişisel endişelerine – yakında gelecek olan kayıplar üzerine hepimizin paylaştığı korku ve dehşeti vurgulayana kadar, yalnızca  bize ait olduğunu sandığımız endişelere, hitap ediyor.

Ephron, dürüstçe, yaşlanmanın rezalet olduğunu söylüyor. Bunu öylesine mizahi bir şekilde söylüyor ki, kalan yıllarını 23 kedisi ve eski Jim Croce albümleriyle bir apartman dairesine kapanmış bir şekilde geçirmediğini biliyoruz. Hayatı, mutlu ve binlerce okuyucusuna mutluluk vererek üretken bir şekilde yaşıyor.

Yaşlılığa saldırmanın antiboomer’lık olduğu şeklinde beynimiz yıkandı. “Yaşımı seviyorum çünkü yirmimde olduğumdan daha akıllı ve daha güvenliyim” türünden sözler söylememizin doğru olduğu sanılıyor. Ephron’a katılıyorum -yirmi yaşında olmayı tercih ederdim.

Fakat eğer o, hayatı dolu dolu yaşamaya devam ederken yaşlanma sürecinden nefret ettiğini itiraf ediyorsa, bizim hepimizin buna yeni bir mantrayla katılmamız gerek, “Yaşlanmaktan nefret ediyorum, fakat kahretsin, onu sevmek için BİRŞEY bulacağım.”

-------------------------------

www.wellpast50blogs.com

 

 

Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : Yaşlanmak kötü,yeni bir mantra,kötü hissetmek

50 hala Yaşlı Sayılmaz


19/12/2009 · Kategori: Olgu, Dusunce, Duygu ve Tutumlar

Bir baby boomer kadını olmak oldukça hoş. Bir yaşa geliyorsun ve sonunda kendini güvenli hissediyorsun, insanlar seni, sen olduğun için seviyor. Seninle karşılaştıklarında erkeklerin gözleri artık göğüslerine gitmiyor, zekanız için size saygı gösterdiklerini söylüyorlarsa da, dokunmaya çalışarak bunu desteklemiyor. Ancak, buna aldırmamak için de yeterince yaşlı değilsiniz.

Yaşlanma süreci yoluna devam ediyor, bununla birlikte bir buluşmaya gitmek için saçlarınızın arasında bir tarakla koşuştuğunuz dertsiz günler bitti. Saç köpüğü, saç spreyi ve saç maşası şart oldu. Fakat insanların size “ne kadar cesur yaşlı bir kadın” gibi sevecen sözler söyleyeceği, saçlarınızı kabartmak, bol şapkalar takmak ve büyük süveterler giymek için de henüz çok gençsiniz.

50’den yaşlılığa kadar çok uzun bir “ara” var.

Elastik kemerlere bayılırsınız ama onları uzun üstlerle kapatmak için de hala sağduyunuz var. Tunik tarzını geri getirdikleri için moda tanrılarına teşekkürler.

Bellek için de aynı şey geçerli. Her zaman yeterince hatırlamadığınız için çocuklarınızın kıs kıs gülmesini önleyemediğiniz “biz o  yerdeydik, onların şeylerinin olduğu, sizin hepinizin sevdiği ‘O’ ile başlayan ya da ‘A’ yla mıydı?” gibi sözler söylemek durumunda kalırsınız. Buna karşın hemen hatırlamadığınız bir akrabanıza “Sizi tanıyor muyum?” demek için de yeterince yaşlı değilsinizdir.

Ayağınıza tam uymayan ama yalnızca 19 dolar olduğu için harika bir çift ayakkabıyı almanız artık söz konusu değildir. Baş parmağınızdaki kemik çıkıntı yer, tabanınız destek, doğrultusu değişen orta parmak, parmak arası elastik yastık ister. Fakat siz hala, arada sırada, bacaklarınızı Betty Grable’ınki gibi gösterecek sivri burunlu, 7 pond yükseklikte topuklu ayakkabı alırsınız çünkü hala cerrahinin ya da bir metatarsal mucizesinin ayak deformasyonlarını düzelteceği açık ve bilekten bağlı ayakkabılar giyebileceğiniz umudu vardır.

5 km lik dağ yürüyüşünde erkeklerle aşık atabileceğinizi kanıtlamak artık kadınsı ve oldukça hayranlık uyandırıcı kararlılığınızın bir işareti değildir. Birinin size geri kalmamanız için yardım etmek üzere arkanızda kalmak zorunda olacağının işaretidir. Fakat en azından hala tepeye ulaşabilirsiniz.

Çenenizi yukarda tutmak zorundasınız –kitabi ve simgesel anlamda. Kendinizi daha olumlu hissedeceksiniz. Boynunuzdaki kırışıklıklar da yeterince gerilecek ki berbat tavuk boynu görüntüsü gizlensin.

 

www.wellpast50blogs.com


Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : 50 yaş,hala genç,duygular,tutumlar

Çocuğunuz Sizi “Arkadaş” Yapmazsa


18/12/2009 · Kategori: Deneyimler

 

Lisa Belkin

                                                    

“Çocuklarının Facebook’u Oluşundan Rahatsız Anneler” grubununa daha yeni katıldım. Kuruluşundan birkaç gün sonra baktığımda üye sayısı 152’yi geçmişti. Long Island’dan dört çocuk annesi ve avukat Hope Greenberg 12 yaşındaki kızından kendisini arkadaş yapmasını isteyip de red cevabı aldığında bu grubu kurmuş. Kızı “Kendi grubunu kur” deyince, o da kurmuş. Bunun için üç kişi bulmuş, gerisini de internet yapmış. 

 

Ebeveynlikte en anlamsız bulduğum söz “ben senin yaşındayken”dir. Onların yaşındayken ne yaptığım, ne düşündüğüm ya da bana ne için izin verildiği önemsiz. Bugün çocuklar birçok şeyi ebeveynlerinin yaptığından daha erken yapıyor, onların, hiç yapmadığı pek çok şeyi de yapıyor çünkü, pek çok şey o zaman henüz keşfedilmemişti.

                               

Geçmişimin onların geleceği için bir rehber olamayacağını ilk gerçek kavrayışım, bir kaç yıl önce bilgisayar için temel kurallar koymaya karar verirken oldu. Bir daktilo mu o? Ya da telefon mu? Ya da televizyon?

 

“Ben onların yaşındayken” her aletle ilgili kurallar çok farklıydı. Annemle babam birincisini almam için yarıştılar, ikincisine buluğ çağımda izin verdiler ve üçüncüsü daima saatle ve nezaretleydi ve hiç bir zaman odama konmadı.

 

Derken, şimdi üçünün bir arada olduğu bu mutasyon oldu. Ve ben de kendimi yeni kurallar koyarken buldum.

 

Şimdi, Facebook’la yüz yüzeyim. Bir günlük mü o? (ebeveynlerin okumaması gereken bir şey, okuyabilecekleri zaman hariç?). Ya da oturma odasındayken arkadaşlarıyla karşılıklı konuşma? (etrafta oturan herkese açık?)

 

Çocuklar aynı fikirde değilmiş gibi görünüyor. Arkadaşlarımın çoğunun onları –ve beni- memnuniyetle arkadaş yapan çocukları var. Ancak, 16 yaşındaki kız yeğenim beni arkadaş yapmış gibi görünüyorsa da Facebook’unun en ilginç bazı kısımlarında bana engel koyduğunu düşünmüyor.

 

Ve kendi oğullarım? Büyüğü beni engelledi ve küçüğünü ise arkadaş yapmak için zahmete bile girmedim. Özel ev klüpleri olsun. Çünkü Facebook’taki kendi zamanımdan öğrendim ki, orayla ilgili hiç bir şey çok özel değil.Yaptığınız herşey yüzlerce tanıdığa yayınlanıyorsa sırlar derinde ve uzun süre kalmayacaktır. Eğer taşkın bir şey yaparlarsa aynı şeyi yapabilecekleri bir bodrum partisindekinden ya da bir tribün gerisindekinden, farklı olarak olarak muhtemelen duyacağım.

 

“Çocukları Rahatsız Anneler…” e katıldığımda haber 223 “arkadaşıma” gitti  ve onlar da hemen kendi hikayelerini paylaştı:

 

Çocukları büyümüş olan Elly, “Rahatsız olmayan yalnız ben değilim, Facebook’a girmemi isteyen o’ydu…”

 

Oğlu benimkiyle aynı lisede olan Gleen ise,“Oğlum beni Facebook’ta arkadaş olarak kabul etmeyecek. Niçin diye sorduğumda “biz odada otururken benimle ve arkadaşlarımla takılıyor musun? Senden bir şey sakladığımdan değil, yalnızca, Facebook’ta bütün arkadaşlarımla birlikte takılman acayip olduğundan” dedi. Söylediği yeterli –Facebook’ta kendi arkadaşlarımı oluşturacağım.

 

Lara merakla: “Üvey annelerden ne haber? 15 yaşındaki üvey kızım beni… arkadaş yaptı ama babasını değil. Tuhaf!

 

Evet, yeni olan herşey tuhaf. İşte bu yüzden “Çocuklarının Yardımı Olmaksızın Facebook’ta Yol alabilenler" grubu başlatmayı düşünüyorum.

 

5 Ağustos 2009, The New York Times    

 

 

 

Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : Ebeveynler cocuklar,Facebook,arkadaş

Genç Bir Kadın


16/12/2009 · Kategori: Basarili Yaslanma

Can Dündar

 

Kadınlar yüzleriyle barışıktı eskiden...

Bir ağacın yaşı, nasıl gövdesinde gizlediği çizgilerden okunursa bir kadının hayatı da yüz hatlarında ele verirdi kendini...

Her biri; insan suretinden bir papirüse döşenmiş el yazmalarıydı o kırışıklıkların; engin tecrübelerin alametiydi.

Gün geldi, uzun yaşama sevdasına kapıldı insanoğlu...

Gençliğe tapındıkça yaşadığını yalanlamanın derdine düştü.

Madem ki o hatlardı yaşını ele veren; o hattı müdafaa etmenin âlemi yoktu.

Çehreler önce yoğun pudra taarruzuyla maskelendi; yetmeyince genç kalma hırsının çarmıhına gerildi.

Tecrübe, "kulak ardı" edildi.

Şimdi, "gergin anneler", ağır makyajla yaşlı görünmeye çalışan kızlarının yanında, çizgilerinden arındırılmış anlamsız yüzlerine bakıp yaşlarını tahmin etmemizi ve kendilerini tebrik etmemizi bekliyorlar.

 

* * *

Leyla Umar'ın yeni çıkan anılar kitabının ("Geriye Yazılar Kaldı", Epsilon) kapağındaki fotoğrafa bakıyorum.

Bu yüzde bir kitaba sığdırılmış bütün anıların, bütün acıların, bütün sevdaların izi var.

Alnını, gözlerinin kenarını, dudaklarının çeperini çevreleyen her çizgi, "Bak ne çok şey yaşadım" diye bağırıyor gururla...

Ve gözler cümleyi tamamlıyor: "...ama hâlâ dimdik ayaktayım".

Kapağı çevirip sayfalara daldığınızda onun neden "kırışıklıklarıyla barışık" yaşadığını anlıyorsunuz.

Çünkü o, genç göstermesini, kulağının ardına gizlediği çizgiye değil, hayatın inadına izlediği çizgiye borçlu...

Nikâh günü tek başına ağlayan gelin fotoğrafını nasıl çektirdiğini anlatırken de, doğuracağı gece kocasından yediği dayaktan bahsederken de,

eşinin ihanetini anımsarken de en ufak bir ağıt yakma ya da pişmanlık izi yok satırlarında.. .

Tersine "Yine olsa yine yaşardım" meydan okuması var.

 * * *

Bir uçak yolculuğu süresinde okuyup bitirdiğim bu kitap, hayatının hiçbir döneminde muhabirlik heyecanını yitirmemiş 76 yaşında bir gazetecinin meslek dersleriyle dolu...

Ama ondan da önemli hayat dersleri var: Yıl 1976...

Umar, eşi roman yazabilsin diye kendini paralıyor.

Onun gazete yazılarını daktilo ediyor.

Rahat çalışsın diye işini bırakıp onunla Amerika'ya göçüyor.

Bir gün evde yalnızken telefon çalıyor. Arayan bir kadın...

"Kocanızla birbirimize âşık olduk, bundan böyle birlikte yaşayacağız" diyor.

Sonra telefonu kocasına veriyor.

Kocası durumu teyit ediyor. "...hem de inanmamasına içerleyerek.. ."

Yüz gerdirme operasyonlarına servet yatıran kadınlar bu durumda ne yapardı bilmiyorum.

Leyla Umar, kıymetli yüzüklerini satıyor.

Onların parasıyla dünya turu bileti alıyor,

Güney Amerika'dan Japonya'ya, oradan Hindistan ve İran'a uzanan bir  yolculuğa çıkıyor.

Üstelik gittiği her ülkenin başbakanıyla röportajlar yapıp gazeteciliğe ve para kazanmaya devam ederek...

 

* * *

İnsan, şişirilen kaslar, silinen kırışıklıklarla genç kalmaz.

Gençlik, göğüs gerdirmek değil, ihanetlere göğüs gerebilmektir; yaşadığıyla övünebilmek, değişimi göze alabilmek, her an başını alıp gidebilmek, hayata sil baştan başlayabilmektir.

Bunu anlayanlar, yüzündeki çizgilerle yaşlanır, ama ihtiyarlamazlar.

 

Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : Can Dündar,Genç bir kadın,Leyla Umar,Geriye Yazılar kaldı,başarılı yaşlanma

Daima genç (5. Bölüm)


15/12/2009 · Kategori: Omur Uzatma Arayislari

Ölümsüzlük için yeni bir bilimsel arayış

                           

Ronald Bailey

 

Uzun bir ömür için klonlama

 

Eğer kalori sınırlandırma yöntemi size göre değilse, rejeneratif tıp yakın dönemde başarılı olabilecek ikinci en iyi seçenektir. Rejeneratif tıbba giden en ümit verici yol terapötik klonlama olarak bilinen tartışmalı işleyiştir. Eğer yeni bir kalp ya da karaciğere ihtiyacınız varsa kendi hücrelerinizin kullanılmasıyla yeni, mükemmel bir transplantı yapmak mümkün olabilecektir. Bu işleyiş, cilt hücrelerinizden birinin çekirdeğinin çekirdeksiz bir insan hücresine naklini ve sonra da bir deney kabında blastosit aşamasına kadar büyütülmesini gerektirir. Bu blastositten kök hücreler alınır ve transplant için istenen bir doku içine nakledilir.

 

Kök hücreler erişkin dokularda, yeni doğanların göbek bağı kanında ve bütün embriyolarda bulunur. Hepsi de ümit vermektedir. İnsan Genom Bilimlerinin CEO’su William Haseltine, The Washington Post’a yakınlarda “daha güçlü ve genç hale getirilmiş kendi hücrelerimizi bedenlerimize yeniden ekip, çoğaltacağız” öngörüsünde bulundu. Ancak, eğer Leon Kass ve taraftarları terapötik klonlamayı yasaklamayı başarırlarsa kök hücre transplantları en azından on yıl, hatta daha da uzak.

 

Diğer bir sorun: Rejeneratif tıp yaşlılığı durdurmaz ya da yavaşlatmaz. Yalnızca yaşlanmaya eşlik eden problemleri ve hastalıkları belirler. Bir anlamda geleneksel tıbbın yalnızca biraz daha iyi bir şeklidir. Sürekli olarak eski yıpranmış organlarımızı yenileriyle değiştirmek altertatifinden kesinlikle daha iyi, ancak sonsuza kadar genç kalabilmek çok daha iyi olurdu.

 

Gerçek gençlik pınarı DNA’mıza hasar veren ve dokularımızı pişme noktasına getiren can sıkıcı serbest radikalleri durdurmaktan  geçecektir. En popüler anti-aging rejimi, milyonlarca Amerikalının denediği anti-oksidan vitamin ve minerallerini kullanmaktır. Bu destekleri silip süpürmenin gerçekte ömür uzattığına ilişkin sağlam bir bilimsel kanıtı yoktur. Buck Enstitüsü’nün Yaşlanma Araştırmalarından Simon Melow besinlerin çoğu, serbest radikal hasarın olduğu hücre içine giremediklerinden anti-oksidan haplarının etkilerinin oldukça zayıf olduğunu yazmıştır. Jay Olshansky megadoz vitamin desteklerini “pahallı idrar meydana getirmek için bir yol” olarak görür ve reddeder.

    

Öte yandan, Olshansky bazı insanların vitamin desteklerden yararlanabileceğini itiraf eder. Epidemiyolojik araştırmalar E vitamini desteklerinin toplumun %12’sine yardım edebileceğini göstermiştir. Problem, insanların bu % 12’nin bir parçası olup olmadıklarını bilmek için bir yollarının olmamasındadır. Gene de çoğumuz, ne olursa olsun, bu vitaminleri alarak emin olmak istiyoruz.

 

Berkley’de Bruce Ames’in ekibince yürütülen bir yakın zaman araştırması uyuşuk yaşlı sıçanların I-carnitin ve alfa lipoik asitle canlandığını buldu. Mitokondrial fonksiyonları gelişti, daha aktif oldular ve bellekleri daha iyileşti. Ames ve meslekdaşlarınca kurulan Juvenon adlı bir şirket bu desteklerin insanlar için etkin dozunu bulmak amacıyla insanlar üzerinde denemelerini yapıyor.

 

Bu arada Harvard’dan Thomas Perls uzun ömürlülük genlerini arıyor. Perls on yıl önce, 100 yıldan daha uzun yaşamış pek çok insanın genelde şaşırtıcı derecede iyi durumda olduklarını fark etti. Şu sırada “Yeni İngiltere Asırlıklar Projesini” yürütüyor, projenin katılımcıları 100 yaşında ve kardeşleri de 90 yaşından büyük olmak zorunda. Bugüne dek, 600 kadar katılımcıdan alınan DNA’lara bakarak kromozom dördün üstündeki bir bölgenin taşıyıcılarını sağlıklı yaşlılar yapmada yardımcı olduğunu buldu. Perls ve meslekdaşları bu araştırmayı uzun ömür geni konusuna odaklamak için Cetagenetix adlı bir şirket kurdu.

 

M.I.T. biyoloğu Leonard Guarente SIR2 adı verilen genin ikiden fazlasına sahip olan nematod solucanların normal solucanlardan %50 oranında daha uzun yaşadığını gösterdi. Bu, kalori sınırlamanın neden yaşamı uzattığını açıklamaktadır, hücre yoksun bırakılınca SIR2 geni etkinliğini yavaşlatıyor. Guarante ve Cynthia Kenyon omurgasız türlerin ömrünü uzatan genleri ve enzimatik yolları belirledi bile. Aynı mekanizmaların insanlarda da bulunabileceğine inanıyorlar. Böyle farmasetikalleri geliştirme konusunda çalışacak Elixir adlı bir şirket kurdular.

 

Massachusetts’de başlamış özel bir biyotek olan Eukarion, Buck Enstitüsünden Melow’la kendi yeni küçük molekül anti oksidan bileşimlerini denemek için çalışıyor. Melov’un mitokondrileri serbest radikallerden koruyan, oksijenle beslenen bir enzim olan süperoksit dismutaz üretmeyen genetiği değiştirilmiş fareleri var. Bu fareler doğumdan bir hafta sonra ölür. Deli dana hastalığına çok benzeyen büyümüş kalpler, hasara uğramış karaciğerler ve süngerimsi beyin hastalıklarından rahatsızdırlar. Bu farelere süperoksit dismutaz ve katalaz (hidrojen peroksidi suya geçiren bir bileşik) etkilerini taklit eden bileşikler enjekte edildiğinde dört kat daha uzun yaşar. Eukarion şu sıralarda. bu bileşimlerinden birinin radyasyon tedavileri yoluyla oluşan cilt hasarlarını iyileştirmek için topikal bir uygulama olarak denemesini yapıyor. Planları insanlardaki dejeneratif nörolojik hastalıkların tedavisi için daha çok bileşimi test etmek.

 

Hücrelerimizde biriken yapışkanımsı madde (gunk) konusunda da, araştırmacılar hücrelerin AGE’leri parçalayarak kurtulmalarını mümkün kılacak bazı bileşimleri test ediyor. Ön testlerde Primagedin adı verilen bir bileşik farelerde, köpeklerde ve primatlarda kardiyak fonksiyonları geliştirdi. Bu bileşik ayrıca diyabete bağlı böbrek bozulması tedavisindeki etkinliği için de test edilmektedir. Diğer bir anti-aging bileşik, ATL-711, yaşlılığa ve diyabete bağlı kardiyovasküler hastalıkları tersine çevirme ve kardiyovasküler sistem fonksiyonunu arttırmada tedavi için ümit vermektedir.

 

Devam edecek

 

Forever Young. The new scientific search for immortality, 2002, www.longevitymeme.com


Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : Uzun ömür,klonlama,rejeneratif tıp,serbest radikaller

...yaşam muhteşem bir fener...


14/12/2009 · Kategori: olumlamalar

 

 

 

“Öldüğümde sonuna kadar tükenmiş olmak istiyorum, ne kadar çok çalışırsam o kadar çok yaşamış olurum. Benim için hayat kısa bir mum değil, şu anda sahip olduğum muhteşem bir fener ve onu gelecek kuşaklara teslim etmeden önce mümkün olduğunca parlak  yakacağım.”

                                        Bernard Shaw

 

                                                               

Yorum (1) Yorum yaz! Etiketler : özlü söz,yaşam muhteşem fener,sonuna kadar tükenmek,Bernard Shaw

Evde yapılabilecek bir seri basit egzersiz


13/12/2009 · Kategori: Zihin ve Beden Sagligi

Her hafta ne kadar egzersiz yaparsınız? Dr.Alan Maryon Davis’in  “İyi hissetme!” adlı yeni kitabından evden çıkmadan yapabileceğiniz hızlı ve kolay bir egzersiz rutini:

1.Isınma

 2.Kondüsyon

 3.Gevşeme

Bu rutinin tümü 20 ya da 30 dakikadan daha fazla zamanınızı almamalıdır. Ve eğer kardiyovasküler bölümünü 30 dakika sürdürürseniz tam bir günlük egzeriz değerinde sayılır. Tam böyle!

1.Isınma (5 dakika kadar)

Aşağıdakilerin her birini bir dakika kadar yapın. Acele etmeyin. Isınmanın amacı yavaş yavaş gerdirme ve kas güçlendirmedir.

Kafa döndürmeler

Ayakta, bacaklar hafifçe ayrı, dizler hafifçe bükük (kilitli değil), eller kalçada, mide ve kalça gergin durumda, bakışlar önde ve çene yukarı olarak başlayın. Kafanızı yavaşça sağa, rahat kalabileceğiniz noktaya kadar çevirin. Üç sayana kadar tutun ve düzelin. Ve aynısını sola doğru yapıp düzelin. Beş kez tekrarlayın.

Dirsek çevirmeler

Aynı başlama pozisyonunu alın. Ellerinizi omuzlarınızda dinleniyor hale getirin. Dirseklerinizi dümdüz yukarıyı işaret edecek duruma sokun. Omuzlarınızı silkmeden rahat kalacakları kadar yukarı götürüp sonra yavaşça döndürün ve aşağıya getirin. Beş kez tekrarlayın.

Yana esnetmeler

Bacaklarınız omuz açıklığı kadar açık, kollarınız serbestçe yanlarda sallanıyor, bakışlar önde, mide ve kalçanız gergin olarak başlayın. Başınızla boynunuz, omurganızla aynı doğrultuda olsun ve hafifçe, rahat kalacağınız sınıra dek sola eğilin. Öne eğilmeyin ya da sıçramayın. Üç sayana kadar durun ve başlama pozisyonuna dönün. Aynısını sağ tarafa da yapın. Beş kez yavaşça ve hafifçe tekrarlayın.

Alt bacak (baldır) gerdirmeler

Ayaklar bitişik olarak ayakta durun. Sağ topuğunuz yerde olsun, sol ayağınızı yarım adım önünüze, sağ baldırınızı hafifçe gergin hissedecek şekilde koyun. Şimdi, sol dizinizi yalnızca biraz daha gerginlik hissedeceğiniz ve rahat kalacağı sınıra kadar kadar bükün. Üçe kadar sayın ve durun. Aynı egzersizi diğer bacağa da yapın. Ve beş kez tekrarlayın.

Üst bacak (uyluk) gerdirmeler

Bacaklar bir ayak açıklığında, ayak parmakları dışarı dönük, eller kalçada olarak ayakta durun. Sırtınız dik ve bakışlar önde, sağ iç uylukdaki gerilmeyi hissederek sol dizinizi rahat kalana dek bükün. Aynı şeyi sağ dizi bükerek yapın. Beş kez tekrarlayın.

2.Kondüsyon geliştirme (10 dakika)

Bu, çalışmanın, kondüsyon geliştirme, aerobik, kardiyovasküler kısmıdır. Nabzınızı yükseltecek ve sizi hafifçe soluk soluğa bırakacak orta derecede hızlı, dinamik ve tekrarlanan egzersizler. Eğiliminize ve kondüsyon durumunuza bağlı olarak aşağıdakilerin birini ya da herhangi bir kombinasyonunu yapabilirsiniz.

 -Bulunduğunuz yerde hızlı yürüme ya da koşma

·- Yıldız sıçramalar

 - Dans etme

·- (İp) atlamalar

· -Step

· - Merdiven inip çıkmak

· - Hızlı bir yürüyüşe ya da koşuya gitmek ya da…

Hangisini seçerseniz seçin, ne rahatsız edici ne de sıkıcıdır. Eğer çok şişer ya da yorulursanız, yavaşlayın ya da bir iki dakika dinlenin. Bu şekilde bir egzersiz, kısa bile olsa, sizin için iyidir, ancak optimum yarar elde etmek için, bir kaç hafta içinde aşamalı ve düzenli  olarak yirmi dakikaya çıkmaya çalışmalısınız. Adımlarınızı spor mağazaları ve eczanelerden bulabileceğiniz bir pedometre yardımıyla sayabilirsiniz de.

3. Gevşeme (5 dakika kadar)

Karın sıkılaştırıcılar

Sırt kısmı düz olan sağlam bir sandalyenin önüne bacaklarınız dümdüz önünüzde açık, topuklarınız yerde olacak şekilde oturun. Sandalyenin kenarlarını ellerinizle sıkıca tutun ve geriye kaykılarak hafifçe topuklarınızı kalça ve karnınız gerilecek şekilde yerden kaldırın. Ağır ağır üçe kadar tutun ve serbest bırakın. Beş kez tekrarlayın.

Kol çevirmeler

Ayaklar hafifçe açık, dizler hafifçe bükük ve kollar önünüzde, omuz hizasında açık olarak durun. Kollarınızı yavaşça rahat kalacakları pozisyon sınırına kadar başınızın üzerine ve geriye doğru kaldırın. Üçe kadar tutun. Ve sonra dışa, geriye, aşağı, öne ve başlangıç durumuna doğru döndürün. Bunu yavaş olarak beş kez yapın.

Yana esnetmeler

Bacakları, parmak uçları hafifçe dışa dönük olarak genişçe açın. Sol uyluğunuzu gerin, başı ve bedeni sola eğin, sağ kolunuzu yavaşça başınızın üstüne getirerek rahat kalacağı duruma kadar esnetin. Üçe kadar tutun ve başladığınız duruma gelin. Aynısını öbür tarafınıza da yapın. Beş kez tekrarlayın.

Sallanmalar

Ayakta ya da rahatça dolaşır durumda ve kollarınızı serbestçe yanlarda sallayın, bedeninizi gevşekçe bez bebekler gibi titretin. Yarım dakika sürdürün ve gevşeyin.

 

Feeling Good, Simple home exercise routine  

 

 

 

 

 

Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : yetişkinler,evde egzersizler

'Yaşlanmak Zevkli', Jerry Hall Bilinci


11/12/2009 · Kategori: Yaslanmaya Ovgu

Son bir iki senedir İngiliz basınının  “Jerry Hall 50 oldu, vücut mücut kalmadı”  alt başlığıyla yayınladığı sellülitli fotoğraflara “Aman vardır tabii benim de yağım sellülitim. Gerçi o meşum fotoğrafların üstünde rötuş var, daha da kötü görüneyim diye. Bedenim yine de benim tahmin ettiğimden çok daha iyi dayandı. Neyse, yaşlanmak o kadar zevkli ki, bu tür şeyleri hiç kafama takmam” diye karşılıyor, Rolling Stones’un solisti Mick Jagger’ın eski eşi ve dört çocuğunun annesi, super model Jerry Hall.

“Bu dünyada yarım asırı devirmişim değil mi? Bu bence büyük başarı. Kendimi kutluyorum öncelikle, bravo bana…50 yaşındayım ve gururluyum. 50 olduğunda çevrende hala bir sürü zor ve kötü şey olmaya devam ediyor ama artık sen aldırmamaya başlıyorsun. 40’tayken hala umursuyorsun, 30’ken gereğinden fazla kafaya takıyorsun, 20’ler ise zaten bir kabus. Şu anda 60 yaşına gelmeyi nasıl sabırsızlıkla ve neşe içinde bekliyorum anlatamam. Hayat giderek daha rahatlatıcı olmaya başlıyor, inanın. Bir de torunlarım olsa oh ne ala!

Ezgi Başaran, ARTist misin, Hürriyet, 6 Aralık 2009 

Yorum (0) Yorum yaz! Etiketler : Jerry Hall,50 yaş,super model,yaşlanmak zevkli

Daima Genç (4. Bölüm)


10/12/2009 · Kategori: Omur Uzatma Arayislari

Ölümsüzlük için yeni bir bilimsel arayış

Ronald Bailey  

Ölümsüzlük Ne Zaman?

Sonsuza kadar yaşama şansınız nedir? Önce kötü haber. Leonard Hayflick yakınlarda, The Washington Post’a “Yaşlanma dönemini yavaşlatacak, durduracak ya da tersine çevirecek kanıtlanmış bir müdahele henüz yok” dedi.

Şimdi de iyi haber: Buna karşın araştırmacılar çok ilerleme kaydediyor. Torunlarınızın torunlarını görme şansınızı arttırmak için ömrünüzü uzatmada yapabileceğiniz eldeki belki de en ümit verici şey, çok yemeye son vermektir. Kalori sınırlandırma bir çok çeşitli organizmanın ömrünü uzatmada bilinen tek tekniktir. Bu yaklaşımın en öndeki savunucusu olasılıkla UCLA biyoloğu Roy Walford’dur, web sitesi ölümüne diyet yaparak uzun ömür sürdürmek isteyenler için menüler verir. Kalori sınırlandırma yaşamınızı uzatmayabilir ama kesinlikle böyle hissettirir.

Maryland Üniversitesinde diyabet araştırıcısı Barbara Hansen rhesus maymunlarda kalori sınırlandırmanın etkilerini araştırmak için yirmi yıl harcamış. Deney, kalori sınırlandırması yapılan maymunların ömür uzunluğunda değişiklik olup olmadığını belirleyebilecek kadar uzun tutulmamış.  Ancak, birçok ilişkili konuda bulguları kuşku götürmez: kalori sınırlaması yapılan yaşlı maymunlarla istediğini yiyen yaşlı maymunlar karşılaştırdığında kalori sınırlaması yapılanların kalp hastalığı, diyabet ya da hipertansiyonlarının olmadığı ve kolestrollerinin düşük olduğunu saptamış. Daha sağlıklılar.

Mantıklı bir kiloyu korumanın yaşlanmayla ilgili birçok hastalığın başlangıcını önleyeceği konusunda bir soru yok. Ancak biberli pizza ve kaz ciğeri ezmesi olmayan bir yaşam fikrine katlanılabilir mi? Sizin için bir ümit var mı?

Olabilir belki. Hansen maymunları aç bırakarak kalori sınırlandırmanın sağlık bakımından yararlarını haplarla sağlamaya giden yolu açmayı umuyor, istediğiniz dondurma ve biranın kokusunu solumak serbest. Kalori sınırlamayı taklit eden, bedenin insulin ve glikoza tepkisini güçlendiren PPAR delta reseptörünü etkileyen bir bileşim belirledi. Glaxo ilk testlerini yapıyor.

Kalori sınırlandırma araştırması, yaşlanmanın anlaşılmaz biyo-işaretlerini keşfetmede yardımcı olabilir. İnsan genomu dizilimi ve çip gen teknolojisindeki ilerlemelerle, araştırmacılar dokulardaki binlerce genin eş zamanlı aksiyonlarını gözleyebilir. Amaç, yaşlı insanların dokularındaki gen aktivitesiyle genç insanların dokularındaki gen aktivitesi arasındaki farkları belirlemek. Çip testleri şimdiden kalori sınırlandırması yapılan yaşlı farelereden alınan dokuların gen ifadelerinin genç farelerdekilerle aynı olduğunu buldu.

Diğer yararlarının yanısıra böyle biyo-işaretlerin bulunması yaşlanmayı yavaşlatma müdahelelerinin etkilerini test etmede de büyük bir ilerleme olurdu. Şimdilik, önerilen  ömür uzatma tedavisinin işe yarayıp yaramadığını anlamanın tek yolu insanların ölmesini beklemektir.

Devam edecek.... 

Forever Young. The new scientific search for immortality. www.longevitymeme.com

 

Yorum (1) Yorum yaz! Etiketler : Ölümsüzlük ne zaman,kalori sınırlandırma

Bayan modası: 30’larda, 40’ larda ve 50’ lerde  zarif giyinmek


10/12/2009 · Kategori: Moda, Makyaj, Bakim

Rita Chaney   

Üç moda öncüsü artı Oprah’ı alın ve “Ne Giymemeli” adlı televizyon showundan moda gurusu Stacy London, “Onu Giymeden Önce” kitabının yazarı Lloyd Boston ve “Nasıl Yaşlı Görünülmez” adlı kitabın yazarı Charla Krupp’u bir araya getirin ve işte size 30’larında, 40’larında ve 50’lerindeki kadınların zamansız  ve klas görünmeleri için giyimleri nasıl modernleştirilir konusunda gerçekçi bir rehberlik sunan fantastic bir Oprah show.

Birçok kadının yaptığı gardrop yanlışlığı konusunda herbirinin kendi fikirleri var. Mr. Boston kadınların giyim alışverişi sırasında yaptığı birinci yanlışlığın “uyana değil bedene göre alışveriş olduğunu söylemektedir. Ve sonuç olarak da uymayan çok kötü giysi seçimleri ortaya çıkmaktadır. Mr.Boston hanımlara “beden ölçüsünü unutmalarını” tavsiye ediyor.

Öte yandan Ms. London hanımların yaptığı birinci moda yanlışının “modern olma” yönündeki kendi abartılı algıları olduğu duygusunda.  Her kadının giysi seçerken kendi vücut tipini, yaşını ve yaşam tarzını dikkate alması gerektiğini vurguluyor. “Size iyi gidenin ne olduğuna böyle karar verilir” diyor.

Ms. Krupp'un birinci yanlış konusundaki fikri ise şöyle: “Amerikan kadınları rahatlık fikrine öyle tutunmuşlar ki sanki spor salonuna gidiyorlarmış gibi etrafta geziyorlar." Hmm, bu tartışmanın gittiği yönü beğenmiyorum. Ve ister inanın ister inanmayın Ms. Krupp devam ediyor "spor ayakkabılar sokakta giyilmemeli mi?”  Biz kadınlar böylesine  rahat giyindikçe başkalarından saygı görmememiz gerektiği konusundaki konuşmalar da devam ediyor.

Tamam, onlar kadınların, en azından 30’lu, 40’lı ve 50’li yaşlardaki bizlerin, giyim alışkanlıklarımız bakımından “hassas noktalarımıza” vuruyor. Buradan nereye gidebilirler?

Üç moda öncüsü artı oprah’ı alın. Ve “Ne Giymemeli” adlı televizyon showundan moda gurusu Stacy London, “Onu Giymeden Önce” kitabının yazarı Lloyd Boston ve “Nasıl Yaşlı Görünülmez” adlı kitabın yazarı Charla Krupp’u bir araya getirin ve işte size 30’larında, 40’larında ve 50’lerindeki kadınların zamansız ve klas görünmeleri için giyimleri nasıl modernleştirilir konusunda gerçekçi bir rehberlik sunan fantastik bir Oprah show.

Aslında, Ms London odaklandığımız her yaş grubundaki kadınları “dönüştürmek” bakımından ince bir iş yaptı. İlk olarak 30 yaş dolayındaki kadınlardan başlayarak, dar bir deri ceket, tatlı bir örgü üst, rahat bir jean ve çok iyi siyah Cole Haan çizmeleri seçerek dinleyicilerin beğenisini topladı.

Glase deri kullanarak, Ms. London 40 yaşında bir anneyi siyah glase çizmeler, kaşmir bir kazak ve Dolce and Gabbana  bir çantayla  21. yüzyıla getirdi.

Glase deri modasına devam ederek 50’li yaşlardaki bir kadını koyu pantolonlar, uzun yüksek belli desenli bir bluz, glase ayakkabılar ve glase deri bir çantayla yürüttü. Bu hanım 30 yaşındaki herhangi biri gibi muhteşem göründü. Ms. London gerçekten moda duygusunu burada gösterdi.

Mr. Boston 30’lu yaşlardaki bir hanımı metalik bir mini etekle, elin kavrayabileceği küçük bir çantayla (clutch) ve çizmeyle giydirdi. “Hafif kadın” çizmesi deme cesareti gösterebilir miyim bilmiyorum. Gece dışarı çıkmak için büyüleyici bir alternatif de metalik giysinin altına hoş, kesikli bir jean giymek olurdu.

Sonraki ise 40’lı yaşlarda  krem pantolonun üstüne uzun metalik süveter takımlı ve şık  krem çantalı  bir anneydi. Ayakkabılar kahverengi ve sivri uçluydu. Evet, mükemmel görünüyordu.

Metalik temaya devam ederek, Mr. Boston 50’lerinde ya da 60’larında bir hanımı alta doğru genişleyen bir etek üzerine metalik deri bir ceketle, renkleri etekle uyumlu küçük bir çanta ve topuklu ayakkabılarla giydirdi. Gerçekten harika.

Ms. Krupp şişman kalçasını saklama ihtiyacı olan 30’lu yaşlarda bir hanıma odaklandı.  Dolayısıyla, yüksek belli, üst bacak kısımlarında rahat ve bolca duran geniş bir pantolon seçildi.  Hafif yüksek belli korseler üst kısımlardan alta, bacak üstlerine kadar geniş bir bölgeyi saklar. Üst kısımda, moda, kısa tam bir ceketle bu bayan dönüşüme uğradı.

40’lı yaşlarda bir kadın için Ms. Krupp yine geniş pantolonlar ve kısa, tam ceket seçimini korudu. Ve 50’li yaşlardaki bayanlar için de geniş  pantolonları seçti, boynu saklamak için kalkık yakalı parlak beyaz bir bluz  ve daha uzun Gwen Stefani diz üstü mantoyla. Bu hanım cok canlı göründü. Topuklu ayakkabılar giydiği halde Ms.Krupp görünüşü renklendirmek için çizmelere yönelinmesini önerdi.

Genel olarak, bol, sarkık uzunumsu giysilerden kaçınma önerilerinin yanısıra bazı çok yararlı stil önerileri yapıldı. Şu anda mücevher tonları “in”, bu çok iyi çünkü bütün cilt tonlarıyla iyi gider. Diğer kayda değer bir öneri de saklanması gereken yerleri saklarken gösterilmesi gereken yerleri gösteren jarse giysilerin yararlı olduğu. Bir gerçek cevher de Lloyd Boston’dan; “Çantalarınızı ayakkabılarınıza uydurmayın. Bu sizi 10 yıl geriye götürür”. Hiç birimizin olmak istemediği yere.

Bütün orta yaşlı hanımların “çok fazla cilt kısmı göstermekten” kaçınmaları gerekir. Bazı hoş stil ve modalar gösterildi. “zamansız ve klasik” adlandırmayla gayet seksiydiler. Üzerine alta doğru genişleyen ya da dar uzun bir etek geçir, yüksek çizme  ya da zevkli, bantlı sandaletler giy ve işte oldu. Ya da dar jean ve çizmelerle uzunca bir kazak üzerine geniş bir kuşak tak- yakıcı!

Yani, yaşınız ve bedeniniz ne olursa olsun, modaya uygun ve zamansız görünmek istiyorsanız yukarda özetlenen gruplardan birini seçin ve alışverişe gidin. Siz de bu inanılmaz uzman üçlüsünün fantastik moda öğütleriyle en iyi halinizle görünebilirsiniz.

 

womens-fashion-dressing-classy-in-your-30s-40s-and-50s

www.helium.com

 


 

Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : 30,40,50 yaşlarında zarif giyinme,moda öncüleri,olgun bayan

Elliyi geçmek? Sürpriz! 50 Kışkırtıcı Yıldan Sonra Yaşam!


9/12/2009 · Kategori: Olgu, Dusunce, Duygu ve Tutumlar

Günümüz dünyasında 50’yi geçmenin eskiden olduğundan farklı bir çağrışımı var! Her ne kadar elliden sonra yaşam evin tenhalaşması ve menopoz kaçınılmazlığını getiriyorsa da, eskiden olan bazı şeyler orta yaşta öylesine tedirgin edici ki…..hayır değil! “Elli yeni kırktır” deyimi beslenmede, yaşam tarzında ve sağlıktaki yeni gelişmelerle popüler oldu. 50’nin yeni 40 olduğu doğru mu? 50’yi geçen günümüz kadınları, yaşamlarının kilometre taşı olan bu doğum günlerinde daha fit, cazip, yetkin ve daha önceden hiç olmadığı kadar 50 ve daha sonraki yaşlarının kontrolüne sahip!

Günümüzde kadınlar için elliden sonra yaşam, menopozu, değişen aile dinamiklerini, fiziksel, duygusal, sosyal ve ekonomik değişimleri içeriyor, hatta orta yaş kriziyle karşılaşma ve modern bir ellilik olmayı öğrenme (“Yaşınıza göre giyinin” demekle neyi kastediyorlar?) gibi şeyler bu zamanda hayatımızın büyük bir kısmı olabilir. Eski bedeninizin nereye gittiğini merak etmeye de başlamış olabilirsiniz! Kahretsin, çocuklar evden ayrıldığında ne yapacaksınız? Belki eşinize uzun bir zamandır ilk kez bakıyor ve tenhalaşan evinizin sancısı arasında birbirinizi tanıma konusunu düşünüyorsunuz, belki kariyerinizde ya da iş yaşamınızda bir takım kararlarla yüzyüzesiniz, kendi seçiminiz olsun ya da olmasın. Ve büyükanne olma düşüncesi…kim, ben mi? Ve eğer elli yeni kırksa …60’dan ne haber?

 

Turning 50? Surprise! Life After Fifty Rocks!

 www.fiftyisthenewforty.net

 

Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : 50 yaş bugünün 40 yaşı,ikinci yarı

Büyüme Sanatı (3. Bölüm)


6/12/2009 · Kategori: Oneriler, Stratejiler...

SONUNDA KENDİNİZ OLABİLMENİZ İÇİN BASİT YOLLAR 

Veronique Vienne

Aldatma Sanatı

 Bir Çin atasözü uzun bir ömür için dua eden fakat yaşlılıktan korkan aptallarız diyor. Yaşlanmanın doğanın en hoş takaslarından biri olduğunu ve bir yaşlılık dokunuşunun bu büyülü gezegende uzun süre kalmak için küçük bir bedel olduğunu kabul edemiyoruz.

Bu biyolojik ertelemeden zevk almak yerine ince bir siluetin, dolgun dudakların ve yarı yaşımızdakilerin kemikli dizlerinin derdinde olmamız, gerçekten de erken bir zihinsel düşüş belirtisi göstermek olamaz mı?

Yaşlandıkça görünüşümüzle ilgili olarak giderek daha mutsuz olacağımıza, biraz daha yaşlı görünmenin olgunlaşmamış görünmekten daha çekici olduğu fikrini kucaklamaya çalışmalı değil miyiz?

Önce, yaşlı gözlerin güzelliğinin değerini bilmeyi öğrenelim - ince yaşanmışlık çizgilerinin yumuşak organzası üzerinde ne kadar da parlaklar.

Sonra, görmüş geçirmiş erişkinlerin yüksek yanak kemiklerini fark edelim ve artık bebek tombulluğunun altında gömülü olmayan yakışıklı özelliklerine imrenelim.

Gizemli bir şekilde duran -ve yavan bir gülüş için ayrılmaları pek de olası olmayan- akıllı dudakların kıvrımına hayran kalmayı unutmayalım.

Orta yaşlı bir yüzün karakterini ve akıllılığını büyük ölçüde arttıran incelikle yontulmuş çizgileri olağanüstü bulalım.

İyi deneme, ama bir ilerleme yok. Yaş ayırımcılığı fikrinden kurtulamayız ve kırışıklıkların ve sarkıklıkların bize sofistike görüntü veren çekici değerler olduğuna kendimizi inandıramayız. Tersine, elde hesap makinası sayıları ezmeye hazır bir şekilde aynalarımıza yaklaşırız. Görsel verileri bir hesap uzmanı kafasıyla analiz ederiz. Hala beş yıl genç görünüyor muyum? Otuz gösterebilir miyim? Beş kilo vermek, yüzümden altı yılı siler mi? Sizi uyarırım, bu basit bir aritmetik değildir. Kendimizi güzelleştirmek için para harcamak, vücut tipi, gelir kademesi, zip kod ve saç dokusunda karmaşık ayarlar yapmak zorundayız.

Aynadaki yansımamızı, kaçınılmaz fiziksel değişiklikleri takip etmek için değil de daha çok kendi zamanlama sezgimizi doğrulamak için izlemeliyiz. Kronolojik yaş iç gerçekliği yansıtmaz. Genelde bir kız,  on üçüncü yaşını kutlamadan önce, kafasında on yedidir. On sekiz olunca da on altısında olduğunu sanan bir barmen kimlik sorduğunda hakarete uğramış hisseder.

Sonra, yirmi beş yaşında fikrini değiştirir ve görünüşüne yıllar ekleme çabasını durdurur. Gelecek bir kaç on yılda yaşından genç hisseder ve görünür. Otuz birinci yaş gününde yirmi dörtten bir gün yaşlı görünmez. Kırk beşte, otuz yedisinde hisseder –gelecekteki bir çok yılda da zihin durumunu yansıtacak olan bir tavır.

Altmışında kerhen elliye gelmiş olabilir. Sonra, altmış beşte, tam bir geri dönüş yapacak ve yeni bayan arkadaşlarına hayat dolu bir yetmiş beşlik olduğunu söyleyecektir. Bir on yıl sonra şık bir doksanlık gibi görünerek nasıl bu kadar çabuk yaşlandığını merak edecektir.

Erkeklerin yaşlarını  anlamak çok daha kolaydır. Arkadaşlarının genç görünümü nedeniyle iltifat ettiklerinin dakikasında görünümünün artık eskisi gibi olmadığından emin olabilir. Fakat yaşlı insanların kendisinden on beş yıl daha yaşlı olduğunu hissettiği sürece hiç bir zaman yaşlı olmayacaktır.

Einstein’a bu durum için teşekkür etmeliyiz. Zaman, ölçme şeklimize göre görecelidir. Biyolojik saatiniz, kıtaların sürüklenmesi, hücrelerinizin programı, kol saatiniz ve duvardaki takvim farklı zamanları gösterir. Objektif olarak konuşacak olursak zaman subjektiftir. Yani üzülmeyin: Söylediğiniz yaştasınız – bu konuda eğerler, ve’ler ve fakatlar olmaksızın.

Dolayısıyla, rahat hissettiğiniz bir yaşı seçin ve endişelenmeyi bırakın. Eğer isterseniz daima otuzyedi olabilirsiniz. Kırkikinin de avantajları var: olgun olmakla birlikte çekicidir. Bu yakınlarda şık insanlar arasında ellibir yaş popülarite kazanmaya başladı.

Kaç yaşında olduğunuzu bir kez karar verdikten sonra, ona bağlı kalın. O sayıyı tarzınızın temeli yapın. Ve onun bütün olanaklarını keşfedin. Değişen trend ve yaşam tarzlarına ayak uydurmak için, eğer zorunluysanız, bir kategori oluşturun. İş bu noktaya gelince aldatın hatta. Yalnızca pantolon ceket takımları yapay sarı gölgeli saçlarla kombinlemeyin yeter, iyi olacaksınız.

KOLAY YOL        

Hiç bir zaman yaşlanmayacağınız fikrine alışın, nüfus cüzdanınız ne derse desin. Daima çoğu yaşıtlarınızdan daha genç (ve daha deneyimsiz) hissedeceksiniz.

Üzülmeyin: Genç hissetmek yetişkin olmayı dışlamaz. Kalben bir çocuk ve ama sabır, güvenilirlik ve sevecenlik gibi bütün moral, spirtüel ve etik güzelliklere sahip bütünüyle fonksiyonel tam bir yetişkin de olabilirsiniz.

Yetişkin olmanın yaşla pek az ilgisi vardır. Gerçek şu ki, bu süreci genç insanlar için itici yapan şey yaşla ilgisinin var olduğunu düşünmemizdir. Bu yanlış düşüncenin sonucu olarak insanlar bekler ve erteler sanki mümkün olduğunca uzun süre genç gibi davranmak yaşlılığın kaçınılmaz başlayışını geciktirecekmiş gibi. Aslında, on ya da yirmi yıl önce kendi kendinize alamadığınız bilgeliği yaşın getirmediğini algıladığınızda yetişkin olursunuz.

Bir şeyleri yaptırmak için en zor yolu bulmak zorunda olmadığınızı anladığınızda yetişkin olursunuz. Yalnızca annenizi mutfakta izleyerek yemek yapmayı öğrenebilirdiniz diye düşündüğünüzde. Saçınız biraz fazla kısa kesildiği için kendinizden geçecek gibi olmadığınızda. Kendinize paranın alabileceği en iyi el testeresini aldığınızda…

Olgunluğu ihtiyacınız olduğu kadar geciktirin, fakat insan ırkına katılmaya ne zaman hazır olursanız olun yetişkin olmanın kolay bir iş olacağını hatırlayın. Güçlü olmanın en etkin yolu bazı gençlik kültürü pazarlamacılarının bizleri inandırmak istediği gibi yetişkinliğe direnmek değildir.

Güçlü olmanın en etkin yolu yaşamınızı kolaylaştırmaktır.

                                       

       Yaşa her zaman en iyi meydan okuyan güzellik öğüdü   

                          Gülümseyin*

 

*Ne yazık ki, aldatamazsınız. Ağzınızın köşelerini basitçe yukarı kaldırmak yüzünüzden yılları silmeyecektir.  Gözlerin de katıldığı, yalnızca içten gülümsemeler mutluluğun bulunduğu beyninizin sol prefrontal lobundaki aktivite dalgalarını harekete geçirir.

 

 Devam edecek……

 

The Art of Growing Up. The simple ways to be yourself at last.

                  

                            

Yorum (0) Yorum yaz! Etiketler : aldatma sanati,büyüyerek yaşlanma,uzun yaşamanın bir yolu,yaşinizi seçin,kendi olmak

'Nörobikler' ve diğer beyin güçlendiricileri


4/12/2009 · Kategori: Zihin ve Beden Sagligi

Melinda BECK

 

Her gün kafeinin, balık yağının ya da dostluğun Alzheimer hastalığı riskini azalttığına ilişkin yeni çalışmalar yayınlanır.

Bu etkenlerin hastalıkla ilişkileri tartışılabilir ancak Alzheimer kurbanlarının beyinlerindeki  baskıyı arttıran karmaşıklık hakkında bilinmeyen şey çok fazla.

Bunun yanında, bilim insanlarının on yıl önce bilmeyip, bugün bildiği birşey, yaşam süresince yeni beyin hücrelerinin ve bu hücreler arasında bağlantıların geliştiğidir. Uzmanlar, insanların zihinsel rezerv oluşturabildikleri oranda, yaşlılığa bağlı zihinsel gerilemeden uzaklaşabilecekleri inancındadırlar.

Duke Üniversitesi Tıp Merkezi, biyolojik psikiyatri şefi ve normal beyinleri de dinç tutmanın yollarını anlatan “Alzheimer’ın Hareket  Planı” adlı yeni kitabın yazarlarından biri olan P. Murali Doraiswamy, "Bu, beyninizde üzerinden mesaj gönderebileceğiniz daha çok hücre kulelerine sahip olmak gibi bir şeydir. Kule sayısı ne kadar fazlaysa, kaçırılmış çağrılar o kadar azdır" demektedir.

Zihinsel benzetim (simulation)  bu amaçla kullanılabilecek anahtarlardan biridir. Beyninizi ne kadar zorlarsanız sinirler arasında o kadar yeni yollar oluşturursunuz. Küçük çaplı zeka gerektiren bulmaca çözmeler ve bilgisayar oyunları endüstrisi bu amaçla gelişmiş olsa da aslında günlük yaşamınızdaki bazı ufak değişikliklerle beyninize iyi bir çalışma yaptırabilirsiniz.

Bunlara en hoş örnek “nörobikler”dir- nörobiyolog Lawrence Katz tarafından alışılmış işleri yapmada  beynin farklı kısımlarının kullanılması için yaratılmış bir terimdir. Dişlerinizi fırçalamayı ya da telefonunuzu çevirmeyi diğer elinizle yapmayı deneyin. Kuramsal olarak, beyninizin ters yönündeki rotayı güçlendireceksiniz.

Beyinin büyük bir kısmı, duyusal verileri işlemeye ayrılmış olduğundan, Dr. Katz, günlük yaşantı etkinliklerine de -gözü kapalı duş almak ya da yemek yemek gibi- duyularınızın daha fazlasının katılmasını önerir. “Beyin yenilikleri sever” diyor, Doraiswamy. “Karmaşık olmaları gerekmez.”

Yeni bir enstrüman çalmak, ya da yeni bir dil öğrenmek gibi, beyninizi çeşitli düzeylerde zorlayacak etkinlikler önemli uyarıcılar sağlar. Satranç, briç ve benzeri oyunlar da sosyal açıdan etkileşim sağlamalarının yanı sıra strateji kurmanızı gerektirir.

'Neurobik' Egzersizler

Alışkanlıklarınızı bozan ve  duyularınızı alışılmadık şekilde kullanan  etkinlikler beyninizi çevikleştirmeye  ve esnetmeye yardım edebilir. Bunlardan birkaçı:

         Sabah Ruleti: Diş fırçalama, traş olma ya da saç tarama gibi herhangi günlük aktiviteyi diğer elinizle yapın.

          Devam Eden Satranç Maçı: Büronuzda, satranç tahtasını, her hangi birinin gelip duruma dahil olacağı ve kafasına göre bir anonim hamle yapabileceği durumda bırakın.

          Pazara Gidin :Farklı şekil, renk, koku ve tatları hissedin, alın.

          Gözlerinizi Kapayın ve Ardına kadar Açın: Tabağınızdaki yemeği yalnızca koku, tat ve dokunma ile anlayın.

          Yeniliklere Açılın: İşinize farklı yollardan gidin, köpeğinizi gezdirirken farklı bir kahvaltı deneyin. Sofranızdaki tabak düzenini değiştirin.

Stresin tersine bir etkisi vardır. Stres hormonu 'kortisol', sinir hücrelerinin ve aralarındaki bağlantıların gelişimini azaltır. Yoga, meditasyon, egzersiz ve sosyal etkileşimin hepsi ise stres geriletici özelliktedir.

Yeterli uyku almak da son derece önemlidir. Columbia Üniversitesi klinik tedavi profesörü ve "Neden Erkekler Asla Hatırlamaz ve Kadınlar Asla Unutmaz"ın yazarı Marianne J. Legato, "REM uykusu, hafızayı pekiştirip beyne yerleştirmedir" der.  Tedavi edilmeyen 'uyku apnesi' hafıza için çok zararlıdır. Testesteron ve östrojende yaşla ilişkili azalma uykuyu etkiler. 

Kalbiniz için iyi olanın başınız için de iyi olduğu ve bunun tersinin de doğru olduğu temel bir gerçektir. Kalp hastalığı, tansiyon yüksekliği, şeker, obezlik gibi hastalıkların hepsi yaşla ilişkili bilişsel düşüş riskini, sigara ve çok içkinin de yaptığı gibi, arttırır. Bol sebzeli, meyvalı, balıklı, tam tahıllı, zeytin yağlı ve minimum doymuş yağlı kalbe iyi diyet, beyine de iyidir.

Egzersizin beyin sağlığını geliştiren değerli bir yol olduğu artık iyice ortaya çıkmaktadır. Araştırmalar, günlük 30 dakikalık sıkı bir yürüyüşün beyne kan akışını geliştirerek neural büyüme faktörlerini ve beyin bilgi alışveriş yeteneğini, belki de çeşitli zihin sporlarının yaptığı kadar, arttırdığını gösteriyor.

Yaygın olarak kullanılan bazı ilaçların, bellek devreleri için can alıcı önemdeki bir beyin kimyasalı olan acetylcholin’in etkisini durdurduğunu akılda tutmak gerekir. Bu “anticholinerjik” ilaçlar Elavil gibi bazı eski antidepresanları, bazı antihistaminleri, ağrı kesicileri, kas gevşeticileri, antispasmotikleri, ve  inkontinansları kapsar. “Bu süregelen bir kavgadır –- ürolog ilaç başlatır, hafıza doktoru keser” diyor, Dr. Doraiswamy. “Doktorunuz belki, bellek etkilerine daha az zararlı eşdeğer bir ilaç yazabilir.”

Acı gerçek şudur ki, her şeyi doğru yaptığınız halde gene de Alzheimerdan kurtulamayabilirsiniz. Diğer birçok hastalık gibi beyin yaşlanması da genetik ve çevresel faktörlerin karmaşık bir bileşimi olarak ortaya çıkmaktadır. “Yaşam tarzı değişiklikleri hangi genlerin ifade bulduğu ya da bulmadığını belirleme yeteneği olabilir” diyor, Dr. Doraiswamy. “Fakat sihirli bir ilaç yok, ve henüz bütün yanıtları bilmiyoruz.”

Bu arada, yukarıda vurgulanan stratejiler genel sağlığınız için iyidir, ve her türden bilişsel düşüşe karşı savunmanızı destekleyebilir.

Hafızaya Zarar Verebilecek İlaçlar

Bütün ilaçların yan etkileri vardır, fakat aşağıdaki, yaygın olarak kullanılan ilaçlar acetycholin denen kritik beyin kimyasalının faaliyetini durdurur; çok az alınmaları bile özellikle yaşlılarda zihinsel fonksiyonu bozabilir. Doktorunuz belki “anticholinergic” olmayan eşdeğer ilaçlar yazabilir.

 

Tricyclic Antidepresanlar:

-          Amitriptyline (Elavil)

-          Doxepin (Sinequan)

Antihistaminler:

-          Hydroxyzine (Atarax, Vistaril)

-          Diphenhydramine (Benadryl, Tylenol, PM vb)

-          Cyproheptadine (Periactin)

-          Promethazine (Phenergan)

Adale Gevşeticiler:

-          Cyclobenzaprine (Flexeril)

-          Methocarbamol (Robaxin)

-          Carisoprodol (Soma)

-          Metaxalone (Skelaxin)

Antispasmodikler:

-          Dicyclomine (Bentyl)

Antidiyare ilaçları:

-          Atopine-Diphenoxylate (Lomotil, Lonox)

-          Genitouriner haplar

-          Oxybutinin (Ditropan)

-          Antipyschotics

        -          Perphenazine  

----------------------------------------------         

Health Journal, 3 Haziran, 2008

Çeviren: Mehmet Fakıoğlu

Kaynak: Beyninizi Diri Tutun, Lawrence C. Katz ve Manning Rubin,

 

 

 

Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : nörobikler,beyin guçlendiricileri,hafızaya zarar verebilecek ilaçlar

100 yaşını dolduran bilim insanı, hala çalışıyor


4/12/2009 · Kategori: Basarili Yaslanma

AP: İtalyan nörolog ve yaşam boyu senatörü Rita Levi Montalcini, 1986 Tıp Nobel Ödülü sahibi.

ROMA – Rita Levi Montalcini, Nobel ödüllü biliminsanı, Cumartesi günü (18 Nisan) 100 yaşını doldurmak üzere olduğu halde zihninin yirmi yaşında olduğundan daha keskin olduğunu söyledi.

Aynı zamanda Italya’nın yaşam boyu senatorü olan  Levi Montalcini 100. yaş gününü Çarşamba günü kutluyor. Montalcini Avrupa Beyin Araştırma Enstitüsünün onuruna düzenlediği seremonide konuştu.

1986 Nobel Tıp ödülünü büyüme hücreleri ve organlarını yöneten mekanizmaları keşfettikleri için Amerikalı Stanley Cohen’le birlikte almıştı.

“100 yaşında 20 yaşımdaki durumundan daha üstün bir zihnim var – tecrübelerime tesekkür” -  dedi, büyük bir pastayla tamamlanan partide.

Turin’de doğan Levi Montalcini Benito Mussolini’nin faşist rejimi altındaki 1930’ların anti-yahudi yasalarının onu üniversiteden ayrılmaya zorladığını ve araştırmalarını evinin yatak odasında oluşturduğu derme çatma bir laboratuvarda yaptığını anlattı.

“Özellikle, zor anlardan korkmayın,”  dedi, “En iyiler onlardan gelir.”

“Mussolini’ye aşağı bir ırktan olduğumu söylediği için teşekkür etmeliyim. Bu, bana çalışma zevki edindirdi, ama ne yazık ki, artık üniversitede değildi, bir yatak odasındaydı” dedi.

Ve zarif bir şekilde yapılmış beyaz saçları ve şık denizci mavisi elbisesiyle  bir kadeh şampanyayı  uzun yaşamına kaldırarak içti.

Italian scientist, turning 100, still works. www.yahoo.com 19.4.2009 

I

 

Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : 100 yaş,aktif yaşam,keskin zihin

Düşünceler ve Kültürel Tutumlar


30/11/2009 ·

Pamela D. Blair 

Çevremizdeki  anlayışa göre, yaşlılık en problemli anlamıyla 50 ya da 60 yaşında başlar. Niçin böyledir? Çünküorta yaşın, çöküşümüzün başlangıcı olduğu yolundaki modası geçmiş kuralı benimsiyoruz. Bu safsata yirminci yüzyılın başlangıcındaki 47 yıllık çağ dışı bir ortalama ömür uzunluğuna dayalıdır. Hepimizin bildiği gibi ortalama ömür uzunluğu o zamandan bu yana çok uzadı ama kültürel tutumumuz değişmedi.

Kontrol edebileceğimiz şey yaşlanmaya karşı tutumumuzdur. Yaşlanma sürecinin dejeneratif yönleri tutum, gelişen olanaklar, süren entellektüel teşvik ve sağlıklı alışkanlıklar gibi unsurların bileşimiyle hiç kuşkusuz önemli ölçüde geriledi.

Düşüncelerimiz yaşamımızı doğrudan etkiler. Yale’den bir profesör olumlu düşünen insanların olumsuz düşünenlerden sekiz yıl daha fazla yaşadığını buldu. Aslında olumlu düşünmek düşük kan basıncından, düşük kolestrolden, düzenli egzersizden, ya da sigara içmemekten daha önemli bir ömür uzatıcıdır. Journal of Gerontoloji dergisindeki bir makale alınganlığın yaşlanmayı kolaylaştırdığını, bağımsız olma kararlılığının fiziksel zayıflığı yenmekte yardımcı olduğunu  söylüyor. Başka bir çalışma da olumlu tutumun örneğin, kalp hastalıklarını önlemede ölçülebilir bir etki yaptığını buldu.

Yaşamak ve yaşlanmak tek ve aynı şeydir. Yaşama  sarılan pek çok insanın yaşlanma hakkında hala bir dolu olumsuz izlenim ve yanlış düşünceye tutunmasına şaşırıyorum. Arkasından yaşlanmanın geldiği belirli bir yılda durmaz yaşam. Bunu ne kadar çabuk kavrarsak o kadar çabuk uzun ömrü keşfe çıkarız. Bu çağın kadın öncüleri yaşlılıkla ilgili yaygın, incitici yanlış düşüncelerle –cinsellik azalır, menapoz bir felakettir, zeka durgunlaşır- yüzleşiyor.  
 

"The Next Fifty Years. A guide for women at midlife and beyond"dan 

Yorum (0) Yorum yaz! Etiketler : insan ömrü uzadı,yaşlanmaya karşı tutum,olumlu düşünce yaşamı etkiliyor

Yaşlanma Eğlenceli Olabilir?


29/11/2009 · Kategori: Olgu, Dusunce, Duygu ve Tutumlar

 Pamela D. Blair 

Başında olduğunu farketmeyip, gözlüğünü bulmak için bütün bir odayı arayan bir yetişkini görmek gerçekten eğlenceli.”*


Yaşlanmanın eğlenceli olabilmesi mümkün müdür? Belki olumsuz beklentilerimizin deneyimlerimizle bir ilgisi vardır. Bir arkadaşım 40 yaşına geldiğinde, yaşlanma süreci ve yaşlanmanın getirdiği her değişim için yas tuttu. Yaşlanmayı, yalnızca, bedenin ve beden fonksiyonlarının çöküşü olarak tanımladı. Sonuç olarak, kendisine sürekli daha fazla rahatsızlık yaratıyor oldu -daha çok ağrı, daha çok sızı ve daha çok doktor ziyareti. Yıllarca 50 yaşına geldiğinde çok berbat bir hayatı olacağını düşündü. 

Öte yandan, 70 yaşın üstündeki başka bir arkadaşım yaşamındaki heyecanı, doyumu ve eğlenceyi anlatır. Eğer ağrıları varsa (ve eminim var) onlara odaklanmaz. Yolculuk yapar, okur, güler, arkadaşlarıyla, çocuklarıyla ve torunlarıyla ilişkilerini besler. 

Bana kalırsa, ben daha taşkın, ağrı ve sızılı ve hepsi olmayı iple çekiyorum. “Taşkın bir yaşlı kadın olun” (Be Outrageous Older Women) adlı kitabında Ruth Harriet Jacobs,

“Yaşlandıkça yeterince taşkın olursanız iyi şeyler olur” diyor. Kesinlikle doğru, Ruth! 

Eğer bir gün yürümek için bir bastona gereksinim duyarsam, o baston sıradan bir baston olmayacak. Onu şeker kutusu gibi görünmesi için kırmızı ve beyaza boyayacağım. Eğer bir yürüteç kullanmak zorunda kalırsam bisiklet kornası taktıracağım. Biip, biip –çekilin yolumdan! Eğer ellerimdeki artrit beni rahatsız ederse kışın evde puantiyeli tek parmaklı eldivenler giyeceğim. Ölüme değil, tersine, eğlenmeye odaklanırsak, aşırı doğrulanmış bir deneyim olabilir yaşlanma.

----------------------------- 

Aging Can Be Fun? The Next Fifty Years. A guide for women at midlife and beyond’dan. 2005   

*Helen Heightsman Gordon, Yaş  Gülünecek bir Şey (Age is a Laughing Matter)


Yorum (yok) Yorum yaz! Etiketler : eğlenceli yaşlanma,olumlu düşünce

« Önceki ::